caltepe26 @ hotmail.com

Beni bilenler bilir, ben atadan Selanikli, 50 yıllık bir Tuzlalıyım. Meslek hayatım boyunca Kadıköy’ün kalabalığında olsam da, emeklilikle beraber huzuru yine doğduğum topraklarda, Tuzla’mda buldum. 18 yıldır burada, sevgili kardeşim Murat Çaltepe’nin gazetesinin mutfağında gönüllü olarak karalıyorum bir şeyler. Basını takip eder, kendimce yorumlar yaparım ama geçtiğimiz gün bir ilki yaşadım.

Sağ olsun Murat kardeşim, "Gel ağabey, Tuzla Orhanlı SK - Karasuspor maçına gidelim" dedi. Havada o meşhur İstanbul soğuğu... Ama içimizde memleket takımı sevgisi var ya, "Hadi gidelim" dedim.

Açık konuşayım; ben bir spor yazarı değilim. Futboldan da ancak bir taraftar kadar anlarım. Ama göz var, izan var... Sahada gördüğüm tablo beni derinden üzdü. Karasuspor karşısında alınan 3-0’lık mağlubiyet bir yana, sahadaki ruhsuzluk asıl canımı yakan taraf oldu.

Biz vaktiyle Ahmet Çabuk başkanlığındaki Tuzlaspor’un o fırtına gibi estiği günleri gördük. Tribünde o heyecanı, o aidiyet duygusunu iliklerimize kadar hissederdik. Karasuspor maçında ise maalesef o havadan eser yoktu. Bölgesel Amatör Lig’de bizi temsil eden Tuzla Orhanlıspor, sanki sahada değil de başka bir alemde gibiydi.

Beyler, Tuzla’nın profesyonel bir takıma, sahada terinin son damlasına kadar savaşan bir ekibe ihtiyacı var. Bu takımın acilen motivasyona, bir "kendine gelme" seansına ihtiyacı var. Bu kötü gidişat Tuzla’ya yakışmıyor. Umarım bu yenilgi bir milat olur ve o özlediğimiz mücadele ruhu geri döner.

Madem tadımız biraz kaçtı, gelin yazımızı hem güldüren hem de kulaklara küpe olacak bir hikaye ile bitirelim:

Vaktiyle bir futbol takımı varmış, her maçta fark yiyorlarmış. Başkan artık dayanamamış, takımı toplamış: — "Bakın beyler," demiş. "Yarınki maç hayat memat meselesi. Eğer kazanırsanız hepinize prim, eğer kaybederseniz hepinizi kulüpten kovuyorum!"

Ertesi gün maç başlar. Bizimkiler yine dökülüyor... Karşı takım patır patır gol atıyor. Devre arasında hoca soyunma odasına girmiş, bakmış bizim futbolcuların hepsinin elinde birer kağıt kalem, bir şeyler hesaplıyorlar. Hoca şaşkınlıkla sormuş: — "Yahu ne yapıyorsunuz? Taktik mi çalışıyorsunuz, rakibi mi analiz ediyorsunuz?"

Takım kaptanı başını kaldırmış, gayet ciddi bir şekilde cevap vermiş: — "Yok hocam, primlerden vazgeçtik de; kovulursak dışarıda ne iş yaparız, onun hesabını yapıyoruz!"

Sahada ter döküp maçı kazanmaya odaklanmak yerine, maçtan sonra ne olacağını düşünmeye başlarsanız; ne gol atabilirsiniz ne de o formanın hakkını verebilirsiniz!

Tuzla Orhanlıspor’un "hesap kitap" yapmayı bırakıp, top oynamaya başlaması dileğiyle...