caltepe26 @ hotmail.com

Eskiden mahallede akıl danışılan bir "Güngörmüş Amca" veya "Bilge Teyze" olurdu. Hayatın süzgecinden geçmiş, acıyı tatlıyı görmüş, nasihatini bir karşılık beklemeden veren o samimi insanlar… Şimdilerde ise bu figürlerin yerini, elinde latte bardağı, dilinde "pozitif enerji" sloganları ve sosyal medya profilinde "Yaşam Koçu" yazan yeni nesil kurtarıcılar aldı.

Yöntem basit: Aile eğitiminden bir tutam, ahlak bilgisi kitaplarından bir iki pasaj, biraz da Doğu felsefesinden devşirme "anda kal" tavsiyesi. Üzerine bir iki "altın kural" sosu eklediniz mi, al sana yaşam koçu!

Reçete Hazır: "İçindeki Devi Uyandır!"
Bu yeni meslek dalının (!) en büyük sorunu, derinlikten yoksun bir hızlandırılmış bilgelik vaat etmesi. Yıllarca süren psikoloji eğitimlerini, sosyolojik araştırmaları veya kadim felsefi öğretileri bir kenara itip; "Her şey senin elinde," "Hayal et, olsun," "Evrene mesaj gönder" gibi içi boşaltılmış cümlelerle insanlara umut pazarlanıyor.

Asıl tehlike ise şu: Gerçekten bir uzman desteğine ihtiyacı olan bireyler, bu iki kitap okuyup kendini bilge sanan "koçlar" yüzünden profesyonel yardımdan uzaklaşıyor. Bir insanın ruh dünyasına dokunmak, birkaç güzel söz ezberlemekle değil; liyakatle, emekle ve en önemlisi haddini bilmekle olur.

Bilgelik mi, Ticaret mi?
Gerçek yaşam koçluğu, etik kuralları olan ve disiplin gerektiren bir alan olabilir. Ancak bugün gördüğümüz manzara daha çok bir "kişisel gelişim sanayisi"ne dönüşmüş durumda. Unutmamak gerekir ki; hayatı boyunca kendi söküğünü dikememiş insanların, başkalarına "terzilik" yapmaya kalkması trajikomik bir durumdur.

Belki de en iyisi, hayatın koçluğunu yine hayatın kendisine bırakmaktır. Çünkü hiçbir ezberlenmiş aforizma, insanın kendi hatalarından çıkardığı o acı ama gerçek dersin yerini tutamaz.

Kısacası: Kitap okumak iyidir, ahlak bilgisi şarttır; ama bunları bir ticaret kapısı veya "üstünlük" aracı yapmak, asıl ahlakın bittiği yerdir.

Sizce bu "her şeyi çözen" tavır, insanların yalnızlığından ve birine tutunma ihtiyacından mı besleniyor, yoksa sadece bir moda mı?