Yedi hafta önce, annem için acilen hastaneye koşarken içime ansızın çöken o acıyı şimdi daha iyi anlıyorum. O an sadece telaş değildi; sanki kalbim benden önce gerçeği sezmişti. Henüz hiçbir şey söylenmemişken, hiçbir sonuç yokken, içimde ağır bir his vardı: Bu kez eve aynı şekilde dönmeyecektim.
İnsan bazen aklıyla kabul etmese de kalbi bazı ayrılıkları önceden hissediyor. Hastanenin kapısından annemle birlikte telaşla girerken, içimde sessizce büyüyen o korkuyu susturmaya çalışmıştım. Annemin bana dediği gibi düşünmeye çalıştım;belki yine bir iğne yapılacak ,serum takılacak, birkaç saat sonra çıkacağız diye düşünmek istedim. Ama içimde bir yer, eve yalnız döneceğimi fısıldıyordu.
Ve gerçekten, birlikte girdiğimiz o kapıdan tek başıma çıktım. Koridorlar aynıydı, kapılar aynıydı, dünya yerindeydi ama ben artık aynı kişi değildim. Ve annem yoktu..İnsan annesini kaybedince sadece birini yitirmiyor; sadece çocukluğunu da değil, herşeyini,eskiye ve yeniye dair ne varsa,son güvenli yerini de kaybediyor. Annenin yokluğu sadece bir kişinin eksikliği olmuyor; alıştığın sesin, evdeki varlığın, bir yere ait olma hissinin de eksilmesi gibi. GÖNLÜM YORGUN , RUHUM KIRGIN... Onsuz hayatın eksik tarafını her gün yeniden hissediyorum.
Şimdi geriye dönüp o ilk ânı düşündüğümde, kalbime saplanan o sızıyı unutamıyorum. Belki de vedalar bazen sözle değil, içimize düşen o ağır sessizlikle başlıyor.
Bir noktadan sonra insan, elinden gelen her şeyi yapsa da bazı şeylerin kendi iradesinin ötesinde olduğunu çok derinden hissediyor. Tıbbın çabası, doktorların uğraşısı, sanki asırlar gibi süren bekleyiş(biraz normal servis,sonrası yoğun bakım)… Hepsi bir yere kadar. Sonrasında, insanın karşısına açıklayamadığı o büyük teslimiyet çıkıyor; kader dediğimiz, takdir-i ilahi …
Annemin son günlerinde bunu çok daha derinden yaşadık. Bir yanda umutla bekleyen gözler, bir yanda her şeye rağmen içe çöken sessizlik… Artık ne söyleneceğini, ne yapılacağını bilemez hâle geliyorsunuz. O zaman insanın dili sadeleşiyor; uzun cümleler kayboluyor. Geriye sadece dua kalıyor.
Ailecek vardığımız yer buydu: Elimizden geleni yaptıktan sonra, ömrün de ölümün de hayırlısını dilemek. Çünkü bazen şifa, iyileşip eve dönmekte; bazen de daha fazla acı çekmeden huzurla ayrılmakta olabiliyor. İnsan bunu kabul etmekte zorlanıyor ama sevdiği için en hayırlısını dilemek, aslında sevginin en sessiz ve en ağır hâli.
Anladım ki bazı bekleyişler sadece hastane koridorlarında geçmiyor. İnsan, kendi içinde de bir tarafta umut, diğer tarafta kabulleniş yaşıyor . Ve bazen en büyük çaresizlik, en acısı sevdiğiniz için yapabileceğiniz son şeyin sadece dua etmek olduğunu görmek.
Annem toprağa verildiğinden beri telefonum elimden düşmüyor. Aklımda hep aynı düşünce dönüp duruyor: Acaba mesaj attı da ben mi görmedim, aradı da ben mi duymadım? Biliyorum, artık mümkün değil; ama insanın gönlü bazen aklın kabul ettiğini kabullenemiyor.
Sesi hâlâ kulaklarımda: “Geliyor musun, yolda mısın kızım?” Sanki birazdan yine arayacak, yine aynı soruyu soracak gibi. O ses hiç gitmiyor; evin içinde, sessizlikte, sabahın ilk anında bile benimle.
Galiba artık sabahları kahve içmek de eskisi gibi olmayacak. Beraber içtiğimiz o kahvenin tadını hiçbir fincanda bulamayacağım. Çünkü eksik olan kahve değil; o koltuktan bana sevgi ile bakan annemin varlığı.
Annemin yokluğu sadece bir özlem değil; içimde kapanmayan bir boşluk. GÖNLÜM YORGUN, RUHUM KIRGIN... Onsuz hayatın eksik tarafını her gün yeniden hissediyorum.
Kaybettiklerimizin yeri gerçekten dolmuyor; insan bunu en çok yokluklarında anlıyor. Annemi ve ebedî âleme irtihal eden tüm sevdiklerimizi rahmet, sevgi ve dualarla anıyorum. Mekânları cennet, ruhları şad olsun.Geride bıraktıkları anılar, özlemleri ve sevgileri hep bizimle kalıyor.
Büyüklerimizin dediği gibi, Rabbim sıralı ölüm nasip etsin; anne ve babanın ardından evlatların dua edebildiği, sevgiyle uğurlayabildiği bereketli bir ömür versin.AMİNNNN
Yaklaşan Kurban Bayramı vesilesi ile “Sevdiklerimizle eksilmeden sarılabildiğimiz, içimizden sessizce geçen tüm duaların kabul olduğu nice güzel ,sağlıklı ,huzurlu Bayramlar” diliyorum…
Sezgiden Gerçeğe…
Bu makale 13 kere okunmuş.23 Mayıs 2026, Cumartesi - 14:11



