Malumunuz, Tuzla’mızın kaderi bu; bir ucu tersane, bir ucu şahane! Ama şu sıralar o "şahane" kısma ulaşmak için önce bir "sabır testinden" geçmeniz gerekiyor. Belediye Başkanımız Eren Ali Bingöl, İçmeler Köprüsü ve Tersane bölgesindeki o meşhur kördüğümü çözeceğine dair sözünü verdi, adımlarını atıyor; oraya bir eyvallah diyelim. Ancak asıl "curcuna" Tuzla’nın kalbinde, yani Kalekapı’da kopuyor!
Bahar geldi, çiçekler açtı, Tuzla’nın dışından gelen misafirler "Hadi bir balık yiyelim, bir köfteye düşelim" diye sahil hattına akın etmeye başladı. Buraya kadar her şey çok romantik. Ama sahildeki otoparklar bomboş dururken, bazı "akıllı" sürücülerimizin arabalarını kaldırıma, sokak başına, hatta neredeyse restaurantın masasının yanına park etme azmi işi değiştiriyor.
...
Kalekapı’daki döner kavşak, kavşak olmaktan çıktı, adeta bir "Bermuda Şeytan Üçgeni"ne dönüştü. İETT otobüsü geliyor, tam dönecek; hoppala! Bir bakıyorsunuz, kavşağın tam ortasına "iki dakika diye" bırakılan ama sahibi iki saattir köfte kuyruğunda olan bir araç yolu kesmiş.
Otobüsteki yolcular mağdur.
Şoförler çaresiz.
Trafik kilit.
Sanki otopark ücreti değil de, "tapu harcı" isteniyormuş gibi para vermemek için aracını kaldırımlara, dükkan girişlerine terk edip gidenleri gördükçe insan hayret ediyor. Hani neredeyse arabayı dikey park edecek yer bulsalar, onu da yapacaklar!
...
Artık durum öyle bir noktaya geldi ki, yayalarla sürücüler arasındaki diyaloglar artık "Günaydın"dan ziyade "Kardeşim buradan nasıl geçeyim?" ve "Yolun sahibi misin?" ekseninde dönüyor. Kalekapı’daki o keşmekeş, artık ara sokaklara, mahalle aralarına sızmış durumda. İnsan sormadan edemiyor: Çarşı girişine, o kilit noktaya "hayalet uçak" gibi park eden araçlar neden orada öylece durabiliyor? Bir ceza makbuzu, bir çekici sesi duymak, bazen en dinlendirici melodi haline gelebiliyor.
Sonuç olarak; Tuzla sahilinin o güzelim iyot kokusunu içimize çekmek istiyoruz, egzoz dumanını değil. Sayın yetkililer İçmeler’e neşteri vururken, Kalekapı’daki bu "otopark fobisi" yaşayan ve yolu babasının malı sanan sürücülere de bir "merhaba" demeli.
Yoksa yakında Tuzla sahilinde balık yemeye değil, trafik kavgasını izlemeye "çekirdek çitlemeye" gideceğiz. Bizden söylemesi!



