Kararsız bir meylin sisli ardında,
Gönül yormaktansa sükûta erdim.
Aşkın ateşinde, hüznün harında,
Gözümün önünü edeple örttüm.
Kelamın arkası bulanık bir su,
Ne kıyısı belli, ne akarı var.
Ruhumu kaplarken nisyan korkusu,
Bu muğlak iklimin ne baharı var?
Sitemim öfkeyle bürünmez asla,
Sevgini kalbimin derinine attım.
Gönlü eğleyemem sahte bir fasla,
Aşkı sır eyledim, hüznüyle yattım.
Sana kin tutamam, hürmettir özüm,
Lakin belirsizlik incitir canı.
Artık o karmaşa / yolunda gözüm,
Geçtim bu sevdadan, kestim şu anı.
Soğumak dedikleri bir edep hali,
Sessizce çekilmek vurmadan kapı.
Aşkın izzetine saygı meali,
Mesafe koymaktır kırmadan kalbi.
Ne haber beklerim artık elinden,
Ne de bir işaret dilerim baştan.
Geçti bu gönül de tatlı dilinden,
Sıyrıldı ruhum da bu gizli taştan.
Aşk bir emanettir arif olana,
Netlik bulmayan iz takibe gelmez.
Boyun bükmek düşer yolda kalana,
Kendi kuyusuna hiç kimse düşmez.
Duamı gizlerim mahrem odamda,
Adın usulca bir yankı, bil yeter.
Gölgen barınamaz artık dünyamda,
Bu hüzünlü halvet hepsinden beter.
Kilit vurdum artık gönül hanıma,
Rıza makamıdır bende kalan pay.
Gölge düşürmem ben ikrar yanıma,
Kendi kaderini kendin otur say.
Önümde uzayan yoldadır ayak,
Özlemim yoldaştır, hüznümse ziynet.
Kendi kabuğumda buldum bir dayanak,
Sustu içimdeki bitmeyen hayret.



