Bir insanın en savunmasız, en sahici anları, karşısındakine duyduğu derin güvenin bir yansımasıdır. O anlarda dökülen her kelime, her sessiz bakış, hatta dökülen her gözyaşı, ruhun en mahrem köşelerinden bir parça sunar. Ne var ki, bu kıymetli emaneti taşıyamayan, onu bir korunma veya destek vesilesi olarak değil de, başkalarının bakışlarına sunulacak birer “hikaye” olarak gören bir tavır, aslında sahibinin duygusal olgunluktan ne kadar uzak olduğunu gösterir.
Böyle bir durumla karşılaşmak, bir aynada oluşan, geri dönüşü olmayan bir çatlaktır. O aynada bir daha asla aynı berraklığı bulamazsınız. Zira dürüstlük ve saygı üzerine inşa edilmeyen hiçbir ilişki, fırtınalara dayanacak gücü bulamaz. Sizi dinliyormuş gibi görünüp, aslında sizi kendi dünyasının bir figürü, bir eğlencesi olarak gören biriyle kurulan samimiyet, samimiyetten ziyade bir yanılsamadan ibarettir.
Kendi değerinizin, kendi hikayenizin ve kendi duygularınızın farkında olmak, bu yanılsamayı reddetmeyi gerektirir. Sizin en özel, en hassas yanlarınızı, başka birinin elinde birer oyuncak gibi kullanmasına izin vermek, özsaygınıza vurulan en büyük darbelerden biridir. Ruh sağlığınızı korumak, size değer verenlerin ve sizi olduğunuz gibi kabul edenlerin yanında yer almayı seçmek demektir. Bu, bir kopuş değil, bir tercihtir. Bu tercih, bazen o kişiyle olan yolu tamamen ayırmayı, bazen de araya, sizi incitmesini engelleyecek kadar mesafe koymayı gerektirir.
Bunu yapmak, kimseyi incitmek, kimseyi suçlamak demek değildir. Bu, sadece kendi kalbini, kendi zihnini koruma, kendi hayatını daha sağlıklı ve anlamlı kılma kararlılığıdır. Size yalan söyleyen, sizi küçümseyen, sizi başkalarının önünde birer malzeme gibi kullanan birine karşı sessiz kalmak, ona bu hakkı vermek demektir. Kendi değerini bilen bir insan, bu sessizliği bozar ve kendi yolunu çizer. Belki o yolda yalnız yürüyecek, ama en azından kendi doğrusuyla, kendi dürüstlüğüyle yürüyecektir. Çünkü en büyük zenginlik, başkasının gözündeki itibar değil, kendi içindeki huzur ve özsaygıdır.
Sevgi ve Sağlıcakla kalın...



