
Ebru sanatına gönülden bağlılığım ve bu alandaki çalışmalarım sebebiyle sık sık uğradığım Sultanahmet semtinde bir atölye var. Her gidişimde ve dönüşümde yolumun kesiştiği, her defasında yeniden hayranlık uyandıran bir MİMAR SİNAN eseri SOKULLU MEHMET PAŞA CAMİİ’ni paylaşmak istiyorum …Sanat çalışmalarımı sürdürdüğüm atölye; Kadırga’da, Küçük Ayasofya’nın huzurlu dokusu içinde, zerafetle yükselen SOKULLU MEHMET PAŞA CAMİİ’nin hemen yakınında yer alıyor…


Sultanahmet at meydanindan, İbrahim Paşa Sarayının(daha önceki yazımda sizinle paylaştığım)yanından aşağı inerek ulaşabileceğiniz küçük ama inanılmaz güzellikte bir camiidir. Adeta hakiki bir mücevher dükkânına girmiş gibi; her köşesi ince işçilikle parlayan, her detayı ayrı bir zarafet taşıyan bir eser.. Camii, II. Selim'in kızı ve Esmahan Sultan 1570-1571 yılında, eşi Sokullu Mehmet Paşa adına dönemin baş mimarı MİMAR SİNAN’a yaptırılmıştır. Altıgen kaide üzerine oturan merkezi kubbe, dört yarım kubbe ile desteklenmiştir.. Camiinin mihrap, minber, kubbe bölümlerinde Hacerülesved parçaları gömülüdür.


Caminin avlusu, sütunlu medrese odalarıyla çevrilidir. Avlunun ortasında sekizgen planlı, zarif bir şadırvan yer alır. Caminin duvarları kesme taştan inşa edilmiş olup, üst yapı kurşunla kaplıdır. İçeri adım attığım anda sanki taş duvarların arasında değil de, beni tanıyan sevimli,sıcacık ve samimi ; insanı ezmeyen , aksine içine alıp ve sarmalayan bir yapının içinde buldum kendimi..


Adeta hakiki bir mücevher dükkânına girmiş gibi; her köşesi ince işçilikle parlayan, her detayı ayrı bir zarafet taşıyan eser.. İznik çinilerinin ve orijinal kalem işlerinin en zarif örnekleri kullanılmış, lacivertin ve turkuazın renklerinin buluştuğu, lale ve zarif yaprak motifleriyle ışıl ışıl parlayan İznik çinilerine bakıyorum; her biri içimde ışıl ışıl parlıyor sanki . . Ayrıca minaresi ve şerefesi, zarif süslemeleri ve incelikle işlenmiş korkuluklarıyla adeta göz kamaştıran bir güzellik sunar.



Bizans Devrinin Aya Anastasia Kilisesinin bulunduğu yerde zeminindeki tüm zorluklara rağmen, Mimar Sinan’ın mühendislik dehası ve ustalığı sayesinde yapı büyük bir başarıyla inşa edilmiştir. . Mimar Sinan, bu camide orta ölçekli bu yapıda dahi, sultan camilerinin ihtişamını ve zarafetini ustalıkla sığdırmayı başarmıştır. Mimar Sinan’ın her eseri; bulunduğu şehrin dokusuna, çevresine ve kullanım amacına göre yeniden kurgulanmış, özgün bir anlayışla şekillendirilmiştir.


Sinan’ın ustalığı da tam burada ortaya çıkar:(Kaynakların da işaret ettiği üzere 364 ile 375 arasında değişen bu muazzam külliyat) Ne planlarında bir tekrar, ne projelerinde bir kopya, mekânlarında alışılmışın sıradan bir yansıması vardır. Camii haziresinde, tarih ve sanat tarihi bakımından kıymetli mezar taşları bulunmakta ve Sokullu Mehmed Paşa ile İsmihan Sultan’ın oğlu İbrâhim’in neslinden gelenler medfundur..


Böylesi bir güzelliği paylaşmadan geçmem mümkün değildi . Tarihimizin sessiz tanıkları olan bu eşsiz eserleri bizlere ulaştıranları, emekleriyle zamanın ötesine ışık tutanları, rahmet ve minnetle anıyorum. Onların elleriyle hayat bulan miras, bizlere geçmişin izlerini fısıldıyor.



Dip not:Mimar Sinan’a olan hayranlığımı başka bir yazımda paylaşmaya çalışacağım..




