Yıllar önce okul koridorlarında, sıramızın altında o bitmek bilmeyen atkıları örerken hepimiz aynı şeyi düşünürdük: "Bu haraşo gerçek hayatta ne işimize yarayacak?" Ev Ekonomisi dersi, o zamanlar çoğumuz için sadece müfredatta bir dolgu maddesi gibi görünürdü. Ama hayat, bazen en kıymetli hazineleri en tozlu raflara saklıyor. Yıllar sonra, bir akşam vakti elimize o şişleri tekrar aldığımızda anlıyoruz ki; meğer biz sadece yün örmüyormuşuz, biz aslında zihnimizi ilmek ilmek dizginlemeyi öğreniyormuşuz.
Örgü örmek, aslında modern bir meditasyon biçimi. Şişlerin birbirine vurduğu o hafif "tık" sesi, sağ elden sol ele geçen her bir ilmek, beynimize "Şu andasın ve güvendesin" mesajını veriyor. İlmek atarken insanı şaşırtan o "acaip rahatlama" hissi aslında hiç tesadüf değil. Psikolojide "akış hali" denilen o durumda, tekrarlayan hareketler sinir sistemini yatıştırıyor. O an ne ödenmesi gereken faturalar ne de yarınki toplantının gerginliği kalıyor; sadece siz, şişleriniz ve giderek uzayan o yumuşak doku arasında sessiz bir bağ kuruluyor.
Hobiye yeni veya yeniden başlayan biri için sadece haraşo bilmek bile koca bir dünya demek. Çünkü örgü, günümüzün o yorucu mükemmeliyetçiliğinin en zarif panzehiri. Arada kaçan bir ilmek ya da biraz gevşek duran bir sıra, bir hata değil; o anki ruh halinizin, emeğinizin ve "insan" olmanızın birer imzasıdır. Geçmişin o kıymetini bilemediğimiz dersleri, bugün dijital dünyanın gürültüsünden kaçtığımız birer sığınağa dönüşüyor. İlmek atmak sadece bir parça kumaş üretmek değildir; her bir düğümde sabrı, her bir sırada sükuneti yeniden inşa etmektir. Eğer şu sıralar hayatın yükü omuzlarınızda ağır geliyorsa, kendinize bir iyilik yapın; bir yumak yün alın ve sadece başlayın. Göreceksiniz ki, siz o haraşoyu örerken, hayatın karışık düğümleri de birer birer çözülecek.
Sevgi ve sağlıcakla kalın...



