olaygazetecilik @ hotmail.com

Bugün Anneler Günü... Takvimler Mayıs’ın o en duygusal pazarını gösterirken, sokaklarda çiçekçiler, vitrinlerde süslü paketler, sosyal medyada ise "canım annem" temalı binlerce kare var. Ama bazen hayat, size planladığınızdan çok farklı bir senaryo sunar. Tıpkı benim bu yılki Anneler Günü hikayem gibi...
Oğlum, bir konser heyecanıyla yollara düşüp Konya’ya gittiğinde, aklımızda sadece müzik ve eğlence vardı. Ancak hayatın ritmi bazen beklenmedik bir notayla kesiliveriyor. Bir telefon, bir sancı ve ardından gelen acil servis koridorları... Meğer bu yılki imtihanımız "apandist" kelimesinin ardına gizlenmiş.
Medicana Konya’da başarılı bir operasyon geçirdi oğlum. Çok şükür durumu iyi, yarın taburcu oluyor. Yanıma dönmesi ise tam iyileşmesi için bir 3-4 gün daha rötarlı gerçekleşecek. Olsun... Beklemek, sonunda sağlık olduğunu bildiğin sürece dünyanın en huzurlu eylemine dönüşebiliyormuş.
İnsan böyle anlarda durup bir muhasebe yapıyor. En şık kıyafetler, en pahalı parfümler ya da en gösterişli yemek masaları... Hepsi bir anda anlamını yitiriyor. Bir annenin alabileceği en büyük ödülün, evladının sesindeki o "İyiyim anne, merak etme"  olduğunu bir kez daha anlıyorum.
Bu Anneler Günü’nde kucağımda çiçekler yok belki ama içimde dağlar kadar büyük bir şükür var. Çünkü biliyorum ki; sağlık varsa, vuslat elbet bir gün gerçekleşir.
Şimdi birkaç gün daha takvim yapraklarını eksilteceğim. Oğlum sağlığına kavuşmuş olarak kapıdan girdiğinde, asıl bayram benim için o zaman başlayacak.
Siz siz olun, bugün elinizdeki en büyük servetin; sevdiklerinizin nefes alıp vermesi olduğunu unutmayın. Önce sağlık, sonra huzur... Ve her şeye rağmen, tüm annelerin o kutsal sabrına bin selam olsun.

Sevgi ve Sağlıcakla kalın…