Sabah kahvesini yudumlarken gazete karıştırır ya da sosyal medyadaki akışta kayboluruz. Gördüğümüz her haber, okuduğumuz her satır ve maruz kaldığımız her diyalog aslında tek bir gerçeğe çıkıyor; İnsan, sosyal bir varlık olarak sürekli bir iletişim halinde. Konuşuyoruz, tartışıyoruz, anlaşıyoruz ya da anlaşamıyoruz. Peki, bu dışarıya akıttığımız kelime nehrinin kaynağı nerede?
Antik Yunan’da, Delphi Apollon Tapınağı’nın girişinde "Kendini bil" yazardı. Yüzyıllar boyunca filozoflar insanın dış dünyayı anlamak için önce kendi iç dünyasına bakması gerektiğini savundu. Modern psikoloji de bu kadim bilgiyi doğrular nitelikte; İletişim, dışarıya fırlatılmış sözcüklerle değil, insanın kendi zihniyle baş başa kaldığı kişi-içi iletişimle başlar.
Ünlü bir Zen ustası, öğrencisine sormuş: "Bir odada tek başına otururken öfkelendiğinde, öfken nereden gelir?" Öğrenci biraz düşünmüş, "Dışarıdan gelen olaylardan," diye yanıtlamış. Usta gülümsemiş ve pencereyi açmış: "Şimdi dışarıdan rüzgâr esiyor. Ama rüzgâr odaya girmeden önce dışarıda neydi? Rüzgârı içeri alan pencerenin kendisidir. Öfke de huzur da dışarıdan esmez; içerideki pencerenin ne kadar açık ya da kapalı olduğuyla ilgilidir."
Gerçekten de öyle değil mi? Günlük hayatımızda en çok kiminle konuşuyoruz? Aynaya baktığımızda karşılaştığımız o sessiz insanla... Kendi içimizde kurduğumuz diyaloglarda sürekli kendimizi eleştiriyor, suçluyor ya da haksız yere yargılıyorsak, dış dünyaya da bu savunmacı veya gergin dili taşıyoruz. İç sesimiz öfkelise, en masum cümleler bile bize birer saldırı gibi gelebiliyor.
Buna karşın, kendi iç dengesini kurmuş, hatalarıyla barışık ve zihninde tutarlı bir pusula taşıyan insan; dışarıdaki gürültüye, yanlış anlaşılmalara ve çatışmalara karşı çok daha sakin bir liman buluyor. Çünkü biliyor ki karşısındakiyle anlaşabilmek, önce kendi içindeki kargaşayı dindirebilmekten geçer.
Toplum dediğimiz büyük mozaik, aslında milyarlarca küçük iç sesin harmonisinden ya da kakofonisinden oluşuyor. Eğer dünyada daha az gürültü, daha çok anlam arıyorsak; işe belki de her sabah ilk konuştuğumuz o kişiye, yani kendimize kulak vererek başlamalıyız.
Ne dersiniz, bugün kendi iç sesinizle aranız nasıl?
Sevgi ve Sağlıcakla kalın...



