Hayatın koşturmacası içinde çoğumuz asıl hazinemizi fark etmeden yaşarız. Sabah uyanıp güne başlarken, yürürken, nefes alırken ya da sevdiklerimizle masaya otururken bu olağan akışın ne kadar büyük bir lütuf olduğunu unuturuz. Ne zaman ki en küçük bir rahatsızlık kapımızı çalar, işte o an dünyadaki tüm unvanların, birikimlerin ve lükslerin bir anda anlamını yitirdiğini görürüz.
İnsan, sahip olduklarının kıymetini genellikle onları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığında anlar. Bankadaki rakamlar, kariyer hedefleri, arabalar veya evler... Hepsi birer detaydan ibarettir. Vücudumuzun bize sunduğu o sessiz ve kusursuz uyum bozulduğunda, geriye kalan her şey ikinci plana düşer.
Aslında bu gerçeği görmek için büyük trajediler beklemeye gerek yok. Sağlık, ellerimizden kayıp gitmeden önce korumamız gereken en kıymetli sermayemizdir. Dengeli beslenmek, hareket etmek, ruhumuzu dinlendirmek ve bedenimize iyi bakmak bir lüks değil, hayata karşı en temel sorumluluğumuzdur.
Unutmayalım ki, hayattaki en büyük zenginlik nefes alabilmek, hareket edebilmek ve her yeni güne uyanabilmektir. Çünkü bu hayatta sağlıktan daha büyük bir servet, ondan daha değerli bir yatırım yoktur. Gün gelip herkes bunu aynı netlikle anlayacaktır; çünkü bu, hayatın defterini kapatırken herkesin kendi el yazısıyla yazdığı, o son sayfadaki ortak itirafıdır.
Sevgi ve Sağlıcakla kalın...



