Tuzla Kulüpler Birliği Başkanı Veysel Ateş, geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu’na öyle bir "ayar" verdi ki, sanırsınız TFF’nin binasını değil, doğrudan bir finansal holdingin kasasını hedef aldı.
Mesele ne mi? Mesele, amatör kulüplerimizin "ATM" muamelesi görmesi.
"Parayı Ver, Tesisi Unut, Maça Çık!"
Valla pes! TFF’nin amatör kulüplere bakış açısını bir senaryoya döksek, şöyle olurdu:
TFF: "Hoş geldiniz gençler, filiz lisans ücretini yatırdınız mı? Hah, tamam. Vize ücreti? O da tamam. Transfer bedeli? Onu da aldık. Lige katılım payı? Süper!"
Kulüp Başkanı: "Peki hocam, çocuklar nerede antrenman yapacak? Sahamızın sanal çimleri kelaynak kuşlarının nesli tükendiği için mi böyle seyrek? Soyunma odasında sıcak su akmıyor!"
TFF: "Bak evladım, o teknik detaylar. Biz senin 'katkılarını' alalım, gerisine karışma. Sen git, o 'sosyal kurum' dediğin yerde gençleri kötü alışkanlıklardan koru, biz de buradan senin lisans harçlarını saymaya devam edelim."
Futbol Değil, "Harçlar Dünyası"
Veysel Ateş’in isyanı aslında çok basit bir mantığa dayanıyor: "Biz işletme değiliz, sosyal kurumuz!" Ama TFF için sanki amatör kulüpler; köşe başında her gün nakit para basan, vergi levhası olmayan, sadece lisans ücreti üretmek için kurulmuş "hayırsever ATM’ler".
İşin trajikomik tarafı şu ki; bu kulüpler her yıl "hizmet"(!) bedeli olarak milyonları TFF’ye aktarıyor ama karşılığında bir "teşekkür" bile göremiyorlar. Ne tesis yapılıyor, ne de mevcut bozuk sahalar onarılıyor.
"Güle Güle Sayın ATM, Bir Sonraki Sezon Görüşürüz!"
TFF'nin bu düzeni aslında modern bir "hayatta kalma" oyunu. Amatör kulüplere "Sen hem sporcu yetiştir, hem çocukları sokağa düşürme, hem de bana her yıl lisans parası öde" deniliyor. Bu, bakkala gidip "Ekmek alacağım ama üzerine bir de dükkan kirasını ödeyeceğim" demek gibi bir şey.
Veysel Başkan haklı; artık amatör kulüplerin sabrı taştı. Eğer bu düzen devam ederse, yakında sahaya çıkacak amatör takım bulamayacağız. Çünkü o "sosyal kurumlar", harçları ödemekten "yok kurum" haline gelecekler.
Sonuç olarak: TFF’ye naçizane tavsiyem; amatör kulüplerden "ATM" muamelesi yapmayı bırakıp, onları birer "gelecek yatırımcısı" olarak görmeye başlamalarıdır. Aksi takdirde, bu "sömürü düzeni" günün sonunda kendi sonunu getirecek.
Amatör kulüpler ATM değil, Türk futbolunun kalbidir. Ve kalbi durdurursanız, sistem ölür!
Şimdilik bu kadar, saha kenarında bir sonraki "lisans ücreti şoku" gelmeden önce biraz dinlenelim derim.
Saygılarla.



