İnsan ahlakı teorilerle değil, taşıyabildiği yükle tanımlar.
Bu nedenle her çağ kendi “iyi insan” modelini üretir. Çünkü ahlak, soyut bir ideal değil; psikolojik dayanıklılık sınırları içinde kurulan bir dengedir.
Tarih boyunca “iyi insan” tanımı sabit kalmamıştır.
Bazen itaat eden iyi sayılmıştır, bazen susan, bazen fedakarlık gösteren, bazen de görünmez olan. Tanımlar değişir; fakat insanın temel motivasyonu pek değişmez: Ahlakı, katlanabileceği maliyet düzeyine göre ayarlamak.
İnsan taşıyamayacağı bir ahlak anlayışını uzun süre sürdüremez. Bu yüzden ahlak çoğu zaman ideallerin değil, tahammül sınırlarının adını alır. Toplumların ahlak haritası incelendiğinde yüksek ideallerden çok yönetilebilir beklentiler görülür.
Bugünün dünyasında “iyi insan” çoğu zaman zararsız insan demektir.
Kimseye karışmayan, kimseyi rahatsız etmeyen, mümkünse tartışmaya girmeyen kişi… Sessizlik olgunluk, tarafsızlık bilgelik, geri çekilmek erdem gibi sunulur.
Bu tablo ilk bakışta medeni görünür.
Ama yakından incelendiğinde bunun örgütlü bir kaçınma kültürü olduğu fark edilir.
Zarar vermemek elbette değerlidir. Hiçbir şey yapmayan insan da zarar vermez. Ama hiçbir şey yapmayan insan iyilik de üretmez. Ahlak boşlukta var olmaz; etki(leşim)de görünür.
Bir insan başkalarının hayatını ne ölçüde kolaylaştırıyor?
İnsanın kendisi hakkında kurduğu olumlu hikayeleri değil, dış dünyada bıraktığı izi dikkate alır.
Bu yüzden bu soru çoğu zaman yumuşatılır. Yerine psikolojik tampon cümleler konur:
İyi niyetliyim.
Kimseye kötülüğüm yok.
Elimden geleni yapıyorum.
Bu cümleler tamamen değersiz değildir; fakat çoğu zaman vicdan düzenleyici işlev görür. Kişinin kendini yeterli hissetmesini sağlar, gerçekten yeterli olup olmadığını sorgulatmaz. İnsan zihni, özsaygıyı korumak için ahlaki muhasebeyi esnetme eğilimindedir.
Oysa ahlakın temel işlevi iç huzur üretmek değil, dış dünyada düzen üretmektir.
Burada faydayı doğru anlamak gerekir.
Fayda yalnızca üretmek ya da büyük işler başarmak değildir. Bazen kaosu azaltmaktır. Bazen bir yükü paylaşmaktır. Bazen zarar zincirini durdurmaktır. Bazen güvenilir biri olmaktır. Duygusal olarak dengeli bir insan, çevresine istikrar sağlar. Bu da bir faydadır.
Fayda; başkalarının hayatını biraz daha taşınabilir kılmaktır.
Her zaman büyük fedakarlık gerektirmez, ama temas gerektirir. Dünyaya değmeyen bir iyilik, yalnızca niyet olarak kalır.
Herkes sürekli faydalı olmak zorunda mı?
Hayır. Ahlak bir performans ideolojisi değildir.
Depresyondaki bir insanın işlev kaybı ahlaki sorun değildir. Tükenmiş birinin geri çekilmesi karakter zayıflığı değildir. İnsan dönemsel olarak düşebilir, yorulabilir, dağılabilir.
Ahlak insanı yargılamak için değil, yön göstermek için vardır.
Ancak geçici yetersizlik ile kronik kaçınma karıştırıldığında tablo değişir. Çünkü kaçınma zamanla karaktere dönüşebilir. İnsan bazen tembellikten değil, yetersiz görünmekten korktuğu için geri durur. Eleştirilmemek için risk almaz. Hata yapmamak için sorumluluk üstlenmez.
Bu psikoloji insanın savunma mekanizmasıdır.
Zamanla bu geri çekilme ahlaki bir duruş gibi anlatılır:
Kimseye karışmıyorum.
Kimseyi üzmüyorum.
Kimsenin yükünü almıyorum.
Bu yaklaşım yetişkin ahlakı değildir.
Bu, çocuk ahlakının rafine edilmiş halidir.
Çocuk için ahlak “kimseyi üzmemek” düzeyindedir.
Yetişkin için ahlak “ne katkı sundum” sorusuyla ölçülür.
Yetişkinlik, riskle temas edebilmektir.
Hata ihtimalini göze almaktır.
Sorumluluk almadan ahlaki olgunluk gelişmez.
Hiçbir toplum yalnızca iyi niyetle ayakta kalmaz.
Toplumlar işlev sayesinde ayakta kalır.
Yük alanlar, sorun çözenler, üretim yapanlar, krizlerde sorumluluk üstlenenler… Toplumsal düzenin omurgası bu insanlardır. Bu bir övgü değil, sosyolojik bir gerçektir. İşlev üretmeyen sistemler dağılır.
Ahlak, toplumsal organizmanın bağışıklık sistemine benzer.
Bağışıklık sistemi saldırgan değildir ama işlevseldir. Tehdit karşısında devreye girer. İşlevsiz bağışıklık, organizmayı zayıflatır.
Günümüzde yaygın bir yanılgı vardır:
İyi hissetmek ile iyi olmak karıştırılır.
Bir insan huzurlu olabilir ama başkalarının yükünü artırıyor olabilir.
Sakin olabilir ama sorumluluk almıyor olabilir.
Manevi olarak arınmış hissedebilir ama kimseye temas etmiyor olabilir.
Ahlak içsel konfor değildir.
Ahlak dışsal etkidir.
Aristoteles’e göre erdem, potansiyelin fiile dönüşmesidir. Kullanılmayan yetenek zamanla nötr kalmaz; bir eksiklik üretir. Keskin olmayan bıçak kusurludur ama hiç kullanılmayan bıçak da işlevsizdir.
İnsan da potansiyelini yalnızca saklamak için taşımaz.
Potansiyel sorumluluk doğurur.
Kapasitesini sürekli erteleyen birey, kimseye zarar vermese bile hayatla eksik temas kurar. Varoluş, insanı dünyaya açılmaya zorlar. Bu yalnızca etik değil, varoluşsal bir meseledir.
İnanç sistemleri de benzer bir noktaya temas eder.
İnsan emanetçidir. Zamanın, bilginin, yeteneğin, imkanın emanetçisi… Emanet saklanmak için değil, işlenmek için verilir.
Topluma temas etmeyen maneviyat zamanla içe kapanır.
İnsan yalnızca kendi arınmasıyla meşgul olduğunda maneviyat gelişmez; daralır. Maneviyatın canlılığı, hayata dokunmasıyla ilgilidir.
Bugün sorumluluktan kaçınma çoğu zaman olgunluk gibi sunulur.
Geri çekilmek bilgelik zannedilir.
Tarafsızlık erdem gibi pazarlanır.
Oysa tarafsızlık çoğu zaman risk almamaktır.
İyi insan, gerektiğinde yük alabilen insandır.
Katkı sunabilen insandır.
Hata ihtimaline rağmen sorumluluk üstlenebilen insandır.
En iyi insan en nazik görünen değil, çevresinin hayatını daha taşınabilir kılan insandır.
Bu yolda;
Bazen teşekkür edilmez.
Bazen yanlış anlaşılır.
Bazen hata yapılır.
Ama ahlak zaten konfor alanı değildir.
Ahlak temas alanıdır.
Kimse faydalı olmak zorunda değildir. Bu bir zorunluluk değil, bilinçli bir tercihtir. Fakat sürekli geri çekilen bir insanın güçlü bir ahlaki iddia taşıması zordur. Çünkü ahlak yalnızca niyetle değil, etkiyle anlam kazanır.
İyilik, vicdan rahatlatma yöntemi değildir.
İyilik, dünyada somut bir hafifleme oluşturma kapasitesidir.
Sonunda insan şu soruyla baş başa kalır:
Ben bu dünyadan geçerken yük mü artırdım, yük mü azalttım?
Bir insanın gerçek değeri, arkasında bıraktığı iyi duygularla değil; arkasında bıraktığı yük azalmasıyla ölçülür.
EN İYİ İNSAN, FAYDALI İNSANDIR
Bu makale 478 kere okunmuş.03 Şubat 2026, Salı - 16:32



