Türk pop ve fantezi müziğinin karakteristik sesi, enerjisiyle yıllara meydan okuyan ismi Hatice Çarpar, bugünlerde İstanbul’un kalabalığından uzak, denizin ve dinginliğin adresi Tuzla’da kendine yeni bir dünya kurmuş durumda. Bir yanda milyonların diline pelesenk olan hit şarkılarının mutfağı, diğer yanda ise hayatının en büyük aşkını ve en derin acısını sığdırdığı o meşhur sahil şeridi....

Tuzla sokaklarında bazen günde 15 bin adım atarken, bazen de "Patili Dostlar" grubuyla sokak hayvanlarını beslerken görebileceğiniz sanatçı, kapılarını Olay Medya’ya açtı. Yazı İşleri Müdürümüz Hande Kocaman sordu; Hatice, Unkapanı’nın altın çağlarından bugünün pop dünyasına, rüyalarında ona fısıldanan mucize şarkılardan Tuzla'daki sessiz huzuruna kadar her şeyi büyük bir içtenlikle anlattı.

 

İşte nostaljinin ruhuyla bugünün gerçekliğinin kesiştiği, "hüzün ve neşe" dolu o çok özel söyleşi....

Hande Kocaman: Tuzla, İstanbul'un diğer noktalarına göre daha sakin ve kendine has bir dokusu olan bir yer. Sizin Tuzla ile yolunuz nasıl kesişti?

Hatice: Tuzla’yı ilk evliliğimde tanıdım. Ani bir evlilik olduğu için çok hazırlıksızdık. Rahmetli eşimin ailesi idareten bir ev verdi; bir kaç ay oturduktan sonra Tuzla’dan kopamayacağımızı anladık. Beğendiğimiz güvenlikli, yeşillikler içinde ve havuzlu bir villa aldık.

Hande Kocaman: Tuzla denince aklınıza gelen ilk üç kelime ne olurdu?

Hatice: Her gün 15 bin adım attığım muhteşem sahili, İzmir’i aratmayan samimi halkı ve tabii ki meşhur balıkçılarımız.

Hande Kocaman: Tuzla'da bir gününüz nasıl geçiyor? Evden çıktığınızda en çok nereye gitmeyi seversiniz?

Hatice: Açıkçası çok gezmeyi seven biri değilim. Rutinim olan sabah yürüyüşlerim beni genel anlamda mutlu ediyor; evimde zaman geçirmeyi daha çok seviyorum diyebilirim.

Hande Kocaman: İstanbul'un o yoğun temposundan sonra Tuzla'nın dinginliği sanatınıza veya üretkenliğinize nasıl yansıyor?

Hatice: İstanbul ucu bucağı olmayan, yorucu bir şehir. Avrupa yakasında oturan ablamla görüşmek bile trafik yüzünden bir handikap. Trafik en nefret ettiğim şeylerden biri. Biz üretken insanlar hep sakin yerleri severiz; iç huzur dış huzur kadar önemli. En hit şarkım "Doyamıyorum"un mimarisidir Tuzla’daki evim.

Hande Kocaman: Semtin balıkçıları ve sahil şeridi meşhurdur. Sizin de vazgeçemediğiniz bir "Tuzla durağınız" var mı?

Hatice: İsim verip diğer esnaflara ayıp etmek istemem ama genel olarak et olsun, balık olsun Tuzla bu konuda çok iddialı. Hafta sonları buraya ünlü akını olduğunu, birçok sanatçı arkadaşımın da burada evi olduğunu biliyorum.

Hande Kocaman: Tuzla hayatınıza ne gibi bir renk kattı? Orada sizi sık sık görebiliyor muyuz?

Hatice: Sahili benim huzur bulduğum yer. Beni görmek isteyenler genelde sahilde yürüyüş yaparken bulabilirler. Kimseyi kırmam, sohbet ederim, fotoğraf çekinirim.

Hande Kocaman: Semtte gizli kalmış, "Burası benim huzur köşem" dediğiniz bir yer var mı?

Hatice: Sahil şeridinde kedilerimiz ve köpeklerimizle vakit geçirdiğimiz alanlar benim için çok özel. Hatta "Patili Dostlar" diye bir grup kurduk, sahipleriyle toplaşır muhabbet ederiz.

Hande Kocaman: Komşuluk ilişkileriniz nasıl? Sokakta karşılaştığınız Tuzlalıların size yaklaşımı nasıl oluyor?

Hatice: Komşuluk ilişkilerim gayet iyidir çünkü ben mahalle kültüründe büyüdüm. Bir komşum var ki ne yaparsa beni davet eder, konsere gittiğimde dönüşte yemeğimi hazırlar, hastalansam bakar. Komşu değil, anne gibi... Dışarı çıktığımda esnaf ve halkla hep selamlaşırız, ben de çok sıcakkanlıyım.

Hande Kocaman: Uzun yıllardır sahnelerdesiniz ve enerjiniz hiç düşmüyor. Bu motivasyonu nasıl taze tutuyorsunuz?

Hatice: Çocukken hiperatiftim, bu biraz da işimi sevmemle alakalı. Enerjim düşük olsa bile elime mikrofon tutuşturulduğunda bambaşka bir Hatice görürsünüz. Sahne aldığım yerlerde ara verilmesini sevmem, yoksa enerjim düşer.

Hande Kocaman: Hit şarkılarınız üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala çok seviliyorlar. Sizce o dönemin ruhu neden bu kadar kalıcıydı?

Hatice: İnsanlar sevmeye devam ettikçe, aşk acısı çektikçe benim ve benim gibi sanatçı arkadaşlarımın şarkıları her daim arşivde olacaktır. Önemli olan popüler değil, Sezen Aksu, Ahmet Kaya, İbrahim Tatlıses, Müslüm Gürses gibi kalıcı şarkılar yapmaktır.

Hande Kocaman: Müzik dünyasında "Hatice" denince akla gelen karakteristik bir tarzınız var. Bugünün pop dünyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hatice: Sektöre "Fidayda" ile girdiğimde pop-sound ile türküleri sentezlemiştik ve bu büyük bir etki yaratmıştı. Bugün ise sanatın popülerlik ve ortalama yaş seviyesinin çok altında, bilinçsiz dinleyicilere hitap ettiğini düşünüyorum. Popun yeniden atağa geçeceği kanatındayım. Rap müziğe kötü demiyorum ama sözlerin küfür ve uyuşturucuya özendirmemesi, kadınları basite almaması gerekir.

Hande Kocaman: Yeni bir projeye hazırlanırken en çok neye dikkat edersiniz?

Hatice: Çok enteresan ama ritim bana önce Allah tarafından yollanır; bazen uykuda, bazen sporda... Sonra oturur söz yazarım. Mesela "Doyamıyorum" şarkısını evimin havuzuna bakarken yazdım. "Hani Gitmeyecektin" ise yaşlı bir adamın rüyamda bana "Bu müziği sakın unutma, çok ses getirecek" demesiyle çıktı. Onlar benim rahmani rüya mucizelerimdir.

Hande Kocaman: Kariyerinizde "Dönüm noktamdı" dediğiniz bir an veya bir kişi var mı?

Hatice: İlk patronum rahmetli Erol Aksülün... 1990’lı yıllarda müzik dünyasının devleştiği dönemlerde yanımda en büyük desteğim ablam ve eniştemdi. Sektörde çok farklı muameleler görüyorsunuz ama ailemin arkamda olması beni hep korudu. Erol Bey de bana her zaman "kızım" dedi, o benim Erol abimdir.

Hande Kocaman: Sanat dünyasındaki dostluklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hatice: Asla kalıcı dostluklar yok. Bizim sektörde dostluklar sezonluktur. Herkes birbirinin arkasından konuşur, buna bizzat şahit oldum. Bu yüzden "dostum" dediğim bir tane bile insan yok, bu konuda izoleyim.

Hande Kocaman: Sosyal medyayı çok aktif kullanıyorsunuz. Gelen yorumlardan ne kadar etkilenirsiniz?

Hatice: Aslında çok aktif kullanmıyorum. Genelde konser ve spor paylaşımlarım olur. Sanal alemle aram hiç iyi değil, paylaşırken hem üşeniyorum hem de çekiniyorum.

Hande Kocaman: Sahnede olmayı bir cümleyle tanımlamanız gerekse bu ne olurdu?

Hatice: Eğlenmeyi ve eğlendirmeyi çok seviyorum; sahne bunun için en ideal platform.

Hande Kocaman: Genç yeteneklerden kimleri başarılı buluyorsunuz?

Hatice: Yenilerden kimseyi dinlemiyorum, ilgimi çekmiyorlar. Ben hala 90’lar kafasındayım, nostalji seviyorum. Yeşilçam filmleri bunun en büyük ispatıdır.

Hande Kocaman: Eğer bir gün Tuzla'yı anlatan bir şarkı yazacak olsanız, melodisi nasıl olurdu?

Hatice: Hem hüzünlü hem neşeli, ikisinin ortası olabilir. Çünkü yaşadıklarım bu iki duyguyu da barındırıyor.

Hande Kocaman: Tuzla sizin için hem mutluluğun hem de acının adresi olmuş...

Hatice: Canım Tuzla hayatıma renk kattığı gibi, en büyük acıyı da yaşadığım yerdir; eşimi Güneyimi kaybettiğim yer... En güzel günlerimi yaşadığım, aşkla dolu anılarımın olduğu yer. Zaman her şeyin ilacı, acınız hafifliyor ve yine keyif alıyorsunuz ama bu hüzün hep bir köşede kalıyor.