CHP Tuzla İlçe Örgütü, 4 Nisan Dünya Sokak Hayvanları Günü dolayısıyla parti binasında/ilçe merkezinde geniş kapsamlı bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Sokak hayvanlarının yaşadığı sorunların sadece bir "barınak" veya "belediye" meselesi olmadığına dikkat çekilen açıklamada, mevcut durumun bir "yönetim krizi" olduğu vurgulandı.

"Sokak Hayvanı Değil, Sokağımızın Bireyleri"
Açıklamada, "sokak hayvanı" etiketinin toplumda yarattığı önyargılara değinilerek, bu canlıların tarih boyunca kültürümüzün ve mahalle kültürümüzün ayrılmaz birer parçası olduğu hatırlatıldı. CHP Tuzla İlçe Örgütü, hayvanların "saldırgan ve değersiz" gösterilerek ötekileştirilmesine karşı çıkarak şu ifadeleri kullandı:

"Onlar sokak hayvanı değil, sokaktaki hayvanlarımızdır. Kentleşme sürecinde onları görmezden gelmek bir tercih değil, insan olmanın gereği olarak bir sorumluluktur."
Sorunun Kaynağı: Denetimsiz Üretim ve Ticaret
Basın açıklamasının en dikkat çekici noktası, sokak hayvanı popülasyonunun artış nedenlerine yönelik analiz oldu. Meselenin sadece sahadaki hayvanları toplamakla çözülemeyeceği, sorunun temelinde kontrolsüz ticari satışlar ve üretim politikaları yattığı belirtildi.

Açıklamada, canlıların birer "meta" (ticari mal) haline getirilmesi sert bir dille eleştirilerek; "Eğer üretim serbest, satış yaygın ve denetim yetersizse, sokak kaçınılmazdır. Canlıyı ekonomik dolaşıma sokup ardından 'kamusal alanda görünmesin' demek, sebep ile sonuç arasındaki bağı koparmaktır" denildi.

Kurumlara "Hedef Gösterme" Uyarısı
Yetkili kurumların sokak hayvanlarını hedef gösteren yaklaşımlarına da değinilen haberde, çözümün hayvanları suçlamak değil, onları bu koşullara iten nedenleri denetlemek olduğu ifade edildi. CHP Tuzla, sokaktaki canların yaşam hakkını savunmanın artık bir vicdan meselesinden öte, bir kamu politikası haline gelmesi gerektiğini savundu.

CHP’nin Çözüm Planı: Bilim ve Adalet
Cumhuriyet Halk Partisi’nin hayvan hakları konusundaki vizyonunun paylaşıldığı açıklama şu vaatlerle noktalandı:

Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi ilkeleri esas alınacak.
Hayvanları Koruma Kanunu, yaşam hakkını merkeze alacak şekilde yeniden düzenlenecek.
Kısırlaştırma, sahiplendirme ve bakım süreçleri bilimsel yöntemlerle güçlendirilecek.
Popülasyon kontrolü, "topla-öldür" mantığıyla değil, bütüncül ve insancıl politikalarla yönetilecek.