İş dünyasının rasyonel gerçekliği ile edebiyatın sonsuz hayal gücü arasında köprü kuran bir isimle beraberiz. Muhasebe dünyasının net rakamlarını, içindeki "suskunlukları masala dönüştüren" bir kalemle harmanlayan Esra Karali, ilk kitabıyla okurlarını derin bir içsel yolculuğa davet ediyor.
Gebze’nin sert gerçekliğini ve Eskişehir’in dinginliğini ruhunda taşıyan yazar, Yin-Yang felsefesinden aldığı ilhamla iyilik ve kötülüğün kadim dengesini sorguluyor. Hande Kocaman’ın sorularıyla şekillenen bu özel röportajda, rakamların arasından süzülüp gelen bir yazarın, gerçekle kurgu arasındaki o gizli kapıyı nasıl araladığına tanıklık edeceksiniz.
Hande Kocaman: Esra Hanım, iş dünyasından edebiyat dünyasına geçiş hikâyeniz nasıl başladı? Sizi kalem tutmaya iten o ilk kıvılcım neydi?
Esra Karalı: Hala sayılarla örülü bir dünyada yürürken, kelimeler usulca beni çağırdı. İçimde biriken suskunluklar masala dönüştü, yaşanmışlıklar kalemin ucunda başka bir hayata büründü. Yazmak, gerçek ile hayal arasında açılan gizli bir kapı oldu; ben de o kapıdan geçerek kendi hikâyemin yolcusu oldum.
Hande Kocaman: Kitabınızın girişinde "Belki de bu hikâyedeki her şey gerçektir" diyorsunuz. Okuru gerçekle kurgu arasında nasıl bir yolculuk bekliyor?
Esra Karalı: Anlatıdaki olaylar ve karakterler; yaşanmışlıkların, gözlemlerin ve hayal gücünün iç içe geçtiği bir yapıdan oluşuyor. Okuru bekleyen yolculuk, doğrusal bir hikâye takibinden ziyade, hatırlama ve hissetme üzerine kurulu. Gerçekle kurgu arasındaki bu belirsizlik, okuru metnin ortağı hâline getiriyor. Böylece herkes, hikâyeyi kendi deneyimleriyle yeniden kurma fırsatı buluyor.
Hande Kocaman: Kitabınızın yazım süreci ne kadar sürdü? Bu süreçte kendi iç dünyanızda nelerle yüzleştiniz?
Esra Karalı: Yazım süreci, klasik bir takvimden ziyade dalgalı bir iç yolculuk şeklinde ilerledi. Zaman zaman kalem sustu, metin geri çekildi; ben de duygularımın netleşmesini bekledim. Yazmak kadar durmak da bu sürecin önemli bir parçasıydı.
Hande Kocaman: Yin-yang simgesini bir yaşam felsefesi olarak merkezine alan kitabınızda, "mutlak iyilik" diye bir şeyin olmadığına mı inanıyorsunuz?
Esra Karalı: Yin-yang bana ışığın olduğu yerde gölge, karanlığın içinde ise bir kıvılcım olduğunu fısıldıyor. Bu yüzden "mutlak iyilik" bana masallara ait bir düş gibi gelir. Kitabımda iyilik ve kötülük, birbirini yok eden değil, aynı hikâyeyi birlikte var eden iki kadim güçtür.
Hande Kocaman: Kitapta en sevdiğiniz veya yazarken sizi en çok zorlayan sahne hangisiydi?
Esra Karalı: En sevdiğim sahne, karakterin küçük ama net bir kabulleniş yaşadığı an oldu. Büyük kararlar yoktu; sadece "olduğu gibi" görme cesareti vardı. Değişimin her zaman gürültülü değil, bazen sessiz ve derinden geldiğini hatırlatan "peri kızının geri çekilmesi" sahnesi, kitabın felsefesini yansıtan bir duraktı.
Hande Kocaman: Kitabınızdaki karakterler, insanın içindeki o kadim iyi-kötü savaşını nasıl sembolize ediyor?
Esra Karalı: Bu savaş büyük çatışmalarla değil; söylenmeyen bir söz veya bilinçli bir suskunluk gibi küçük tercihlerle sembolize ediliyor. Her karakterin aydınlık yönünde bir gölge, karanlık yönünde ise bir farkındalık kıvılcımı var. Okur, taraf tutmaktan çok kendine dair izler bulmaya davet ediliyor.
Hande Kocaman: Gebze doğumlu ve Eskişehirli bir kadın yazar olarak, Anadolu kültürünün hikâyenize bir etkisi oldu mu?
Esra Karalı: Kesinlikle; bu kaçınılmaz bir sızma hâli. Gebze bana hayatın sert yüzünü ve ayakta kalma gerçekliğini öğretti; karakterlerdeki suskunluğun kökleri oraya uzanıyor. Eskişehir ise düşünmeye ve iç sesi duymaya alan tanıdı. Anadolu kültürünün az sözle çok şey anlatma ve zıtlıklarla yaşama geleneği kitabın ruhundaki dengenin temelidir.
Hande Kocaman: Muhasebe ve koordinasyon göreviniz devam ediyor. Rakamlarla uğraşmak, kelimelerle olan bağınızı nasıl dengeliyor?
Esra Karalı: Rakamlar bana düzen ve gerçeklik duygusu veriyor; kelimeler ise bu sınırların içinde nefes alabileceğim bir alan açıyor. Gün içinde sayılarla netlik kurarken, yazıda belirsizliğe izin veriyorum. Bu denge sayesinde ne yazı hayattan kopuyor ne de iş hayatı ruhunu kaybediyor.
Hande Kocaman: İlk kitabınız piyasaya çıktı. Gelen ilk tepkiler nasıl? Beklediğiniz o "küçük dokunuşu" yaratabildiniz mi?
Esra Karalı: Tepkiler henüz çok taze ancak okurun metinde kendine ait duygular yakalayabildiğini görmek umut verici. Benim için önemli olan büyük bir etki değil, okurun içinde sessizce kalan o küçük dokunuştu.
Hande Kocaman: Son olarak; bu kitabı bir cümleyle özetlemeniz gerekseydi, bu ne olurdu?
Esra Karalı: "İyilikle kötülüğün aynı kalpte kök saldığı, görünmeyen bir dengeyle örülü içsel bir yolculuğun masalsı hikâyesi."



