Ne zaman zihniniz yorgun, kalbiniz karışık olursa…
Ne zaman her şey üst üste gelir gibi görünürse…
İşte o zaman; “yaşam çantası”nı hatırlayın.
Şimdi size küçük bir hikâye anlatacağım…
Bir gün bir bilge, elinde bir sırt çantasıyla öğrencilerinin karşısına çıkar.
Masaya oturur, çantayı açar ve içinden üç şey çıkarır:
Büyük bir taş, birkaç orta boy kitap ve bir avuç kum.
Çantaya önce büyük taşı koyar.
Sonra kitapları yerleştirir.
En son kumları döker, kumlar aralardan süzülüp her boşluğu doldurur.
Çanta dolmuştur.
Sonra onlara döner ve şöyle der:
“Bu çanta sizin hayatınızdır.
Büyük taş; hayattaki en kıymetli şeydir: zaman. Geri gelmez, yerine konmaz.
Kitaplar; sizin gelişiminizdir: bilgi, tecrübe, değerler.
Kum ise gündelik telaşlar, küçük dertler, geçici heveslerdir.
Eğer önce kumu doldursaydım…
Ne kitaplara yer kalırdı ne de o büyük taşa.
Ama önceliği doğru verince, hepsi sığdı.”
Öğrenciler hayranlıkla bakarken, bilge gülümseyerek bir termos çıkarır ve iki fincana çay doldurur.
“Sakın unutmayın,” der, “Hayat ne kadar dolu olursa olsun,
İçten bir dostluk sohbetine, bir fincan çaya her zaman yer vardır…”
İyi bir hafta sonu geçirmenizi dilerim.